Avantajları Hemen Keşfedin
Hemen ücretsiz örnek fişinizi alın, Dijital Fiş avantajlarını keşfedin!
Giyim Sektöründe Dijital Fiş ne işe yarar? Mağaza satışlarında hangi sorunlara çözüm sunar? İşletmenize ne gibi faydalar sağlar?
Haydi birlikte inceleyelim.
Giyim sektöründe mağaza içi satışlarda en çok rahatsızlık veren konulardan biri, müşteri bilgilerinin alınmasıdır. Verinin artık “altın değerinde” olduğu neredeyse herkes tarafından biliniyor. Müşterilerimizin alışkanlıklarını, satın aldıkları ürünleri, alışveriş sıklıklarını ve fiyat aralıklarını bilmek; tekrar eden satışlar yapabilmenin en iyi yoludur. Bu yüzden, sektördeki pek çok marka sadakat programları sunmakta ve ödeme noktasında müşterileri üye yapmaya çalışmaktadır.
Ancak ödeme sırasında müşterilere sadakat programına üye olup olmadıklarının sorulması, üye değillerse kayıt sürecine girilmesi ve iletişim bilgilerinin alınması hem müşteri hem de kasiyer için sıkıntılı bir süreçtir. Özellikle mağaza yoğun olduğunda, bu durum kuyrukların uzamasına, müşteri memnuniyetsizliğine ve müşteri kayıplarına neden olur.
Mevcut rekabet ortamının, müşterilerimizi elimizde tutma ve yeni müşteriler edinmeyi daha zor ve pahalı hale getirdiği bu koşullarda, işleri hem işletmemiz hem de mağazaya girip satın alma eylemini gerçekleştirmekte olan müşterimiz için zorlaştırmamamız gerekir. Çünkü tüketicilerin satınalma deneyimleri ne kadar pürüssüz ise o kadar kolay satınalma kararı verirler.
İletişim bilgisi almak, müşterinin kişisel verilerle ilgili çekinceleri nedeniyle zordur. Pek çok kişi telefon veya e-posta gibi bilgilerini açık alanda paylaşmak istememektedir. Sadakat programı avantajları sunulsa bile, gizlilik endişeleri veya zaman kaybı düşüncesi müşterileri uzaklaştırır.
Müşteri bilgisi alamadığınızda ya da kayıtlı müşterinin yeni alışverişini sisteminize ekleyemediğinizde; veri analizleri eksik kalır, müşteri davranışlarını öngörmek zorlaşır ve satışlarınız olumsuz etkilenir.
İşletmenizi, kasiyerlerinizi ve müşterilerinizi rahatsız eden diğer bir konu ise kağıt fişlerdir. İlk bakışta çok da sorunlu görünmeyen bu fişler, aslında birçok noktada kullanılıyor ve her bir noktada farklı bir sorun yaratıyor. Gelin birlikte kağıt fişin yolculuğunu detaylıca inceleyelim.
Kağıdın ağaçlardan geldiğini biliyoruz. Ancak fişlerde kullanılan termal kağıt, üzerine yazı yazılabilmesi için özel bir kaplamaya ihtiyaç duyar. Bu kaplama sayesinde ısı yoluyla baskı yapılabilir. Ancak çoğu termal kağıt kaplaması BPA veya BPS gibi kimyasallar içerir. Bu maddeler hem çevreye hem de insan sağlığına olumsuz etkiler yapabilir. Avrupa’da pek çok ülke BPA içeren kağıt fişleri yasaklamış olsa da, birçok işletmede halen kullanılmaktadır. Müşterileriniz ellerinde uzun süre tutmasa bile, kasiyerleriniz bu fişlere gün boyunca temas ediyor.
Kağıt fişlerin üretimini tamamladık, şimdi sıra ruloları satın almaya geldi. İşletmeler bu ruloları belirli aralıklarla toptan olarak temin eder. Eğer onlarca şubeniz varsa, bu maliyet oldukça yükselir. Bazı küçük işletmeler için bu maliyet düşük gibi görünse de, çok şubeli markalar için ciddi bir kaynak israfı haline gelir.
Ruloları aldınız ama onları işletmenizde bir yerlerde tutmanız gerekiyor. Depoda koliler halinde ya da yazarkasanın altında saklanmaları gerekir. Bu depolamayı da hallettiniz diyelim; on binlerce işlem sırasında bu fişlerin yazdırılması, müşteriye uzatılması ve her seferinde doğru bilgileri içermesi gerekir. Ayrıca çoğu işletme fişin önüne ya da arkasına indirim, kampanya veya mobil uygulama tanıtımı eklemeye çalışır. Ancak kağıdın sunduğu alan kısıtlıdır. Karakter sınırlamaları yüzünden ürün adlarını bile tam yazmakta zorlanırken, güzel bir tanıtım yapmak neredeyse imkânsız hale gelir.
Müşterinize fişi verdiniz, şanslısınız diyelim. Çünkü market ya da akaryakıt sektöründeki gibi hızlı ödeme alışkanlığı olan yerlerin aksine, giyim sektöründe müşteriler fişi alma eğilimindedir. Aldıkları ürünü uzun süre giymeyi ve gerektiğinde değişim ya da iade için size dönebilmeyi düşünürler.
Ancak fişi verdikten sonra top artık sizde değil. Fişin geçerli olacağı süre zarfında birçok şey olabilir. Neler mi? Gelin, müşterilerin kağıt fişlerle ne yaptığına bakalım.
Yaptığımız anketlerde gördük ki tüketiciler fişlere karşı oldukça çeşitli ve ilginç yaklaşımlar sergiliyor. Fişi alıp gözünüzün önünde çöpe atanları bir kenara bırakalım. Fişi saklayan müşteriler genellikle ilk birkaç dakika içinde fişi kontrol eder. Toplam tutara, kampanyalı ürünlere indirim uygulanıp uygulanmadığına ve kazanılan puanlara bakarlar. Sorun yoksa fiş ya torbaya, ya cüzdana ya da çantaya konur. Eve gelen fiş kimi zaman komodinin üzerine bırakılır ve aylarca orada kalır, kimi zaman çantada saklanır, kimi zaman ise hava geçirmez torba ya da kavanoz gibi ilginç yerlerde muhafaza edilir.
Peki neden saklarlar? Elbette ileride lazım olabileceği için. Ama daha da önemlisi, başına bir şey gelmesin, solmasın, yıpranmasın, ıslanmasın, kaybolmasın diyedir. Çünkü kağıt fişler doğaya pek hassas davranmasalar da, kendileri oldukça narindir. Kolayca deforme olur, silinir, kaybolur.
İşte bu gibi nedenlerle fişini kaybeden müşteri, iade ya da değişim için size geldiğinde işler zorlaşır. Müşteri fişi yoksa da işlemin yapılmasını ister. Yaşanan stresi buradan kelimelerle tarif etmek güç. Ama bu satırları okuyorsanız, bir perakendeci olarak bu durumu gözünüzde net bir şekilde canlandırabiliyorsunuzdur.
Yalnızca fişi kaybedenler değil; fişi yıpranan, ıslanan ya da artık okunamaz durumda olan müşteriler de olabilir. Böyle durumlara karşı elinizde teknik çözümler ve prosedürler olabilir, ancak bunları sadece müşteri bilgisi sisteminizde kayıtlıysa uygulayabilirsiniz. Yani dönüp dolaşıp yine müşteri bilgisini alma sürecine dönüyoruz.
Bütün bu sorunların yanında bir de tüm canlıları ilgilendiren bir mesele daha var: sürdürülebilirlik. Artık hem ekonomik hem de ekolojik sürdürülebilirlik, birçok işletmenin öncelikleri arasında yer alıyor. Tüketiciler de alışveriş yaptıkları markaların çevreye ve topluma ne kadar duyarlı olduklarına dikkat ediyor. Bu durum satın alma kararlarını ve marka tercihini ciddi anlamda etkiliyor.
Kağıt fişlerin üretiminden imhasına kadar olan süreçte oluşan karbon ayak izi ve su tüketimi ülke çapında ciddi boyutlara ulaştı. Fişin boyutuna, içeriğine, kullanılan yazarkasanın elektrik tüketimine ve elektriğin kaynağına göre değişse de, Türkiye’de ortalama 12 cm’lik bir market fişinin karbon ayak izi yaklaşık 1,2 gramdır. Giyim sektöründe ise çok daha uzun fişler basıldığını düşünürsek, bu rakam katlanarak artar.
İsterseniz Ücretsiz Dijital Fiş Etkisi Hesaplama Aracımızla, yıllık fiş tüketiminizi, karbon ayak izinizi ve potansiyel tasarrufunuzu anında hesaplayabilirsiniz.
Bugün birçok işletme SMS veya e-posta aracılığıyla fiş ya da fatura iletmeye çalışıyor. Ancak burada iki büyük sorunla karşılaşılıyor:
Müşteriniz gerçekten doğru fişi ya da faturayı aldı mı? Gönderdiğiniz kampanya içeriğine baktı mı? Onlarca mesaj ve e-posta arasından sizin iletinizi gördü mü? Buradan herhangi bir satış dönüşü sağladınız mı? Görüntülenmeyen içeriklerden dolayı kaybedilen etkileşimlerin size olan maddi yükü ne kadar? Bu ve benzeri birçok soru hâlâ cevapsız kalıyor.
Dijital fişler, müşterilere fişlerini farklı yollarla alabilme imkanı sunar. Hangi yöntemin kullanılacağı işletmenin sahip olduğu altyapıya ve müşterinin tercihine göre değişir:
Hemen ücretsiz örnek fişinizi alın, Dijital Fiş avantajlarını keşfedin!